kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2011 Cuma

kısa kısa 2011 kitapları - II


öncelikle devamı haftaya dediğim bir yazıyı taa öbür haftanın sonuna bıraktığım için önce kendimden, sonra blogumdan, sonra da olur ya hani yazının gerçekten de devamını bekleyenler varsa, onlardan özür diliyorum :)

işte 2011' in ikinci çeyreğinde okuduklarım..




 9. Mein Qur'ân Tagebuch (Kur'an Günlüğüm) - Münib Engin Noyan: Türkçe olarak yayınlanan üç kitabı da çok severek okumama rağmen, Almanca'sından maalesef aynı hazzı alamadım.. bu yüzden bir aya yakın elimde kaldı ve beni yavaşlatana kitaplardan biri oldu maalesef -> 6/10
  
10. İki Darbe Arasında - İskender Pala : çok ama çok beğenerek okudum bu kitabı, burada da detaylı değerlendirmesini yapmıştım, kesinlikle tavsiyemdir -> 9/10

11. Yolda - Emine Kutub : yıllardır rafımda bekleyen bu kitabı bu yıl okunanlar listesine aldığım için çok sevinçliyim :) detaylı değerlendirmesi burada -> 6/10


12. Kekeme Çocuklar Korosu - Tarık Tufan : okuduğum ilk tarık tufan kitabı, gerisi de peşi sıra geldi.. detaylar burada -> 7/10

13. Kraliçenin Pireleri - Tarık Tufan : bu kitap da çok güzel denemelerden oluşan bir tarık tufan kitabı.. değerlendirmesi burada -> 7/10

14. Ve Sen Kuş Olur Gidersin - Tarık Tufan: bu kitabınsa değerlendirmesini yapmadığımdan verebileceğim bir link yok.. bu yüzden bir iki kelam fazladan edeceğim.. tarık tufan'ın en sevdiğim kitabı olduğunu söylemeyim ilk olarak.. birinci ağızdan anlatılan psikolojik bir kısa roman.. çok akıcı ve bir günde bitiriyorsunuz.. bazı günler kendinizden sıyrılıp bambaşka dünyalara dalmak istersiniz ya, işte o zamanlar için ideal bir kitap -> 8/10


 topu topu altı kitap.. ve çok da inceler.. o yüzden nisan-mart-mayıs aylarının kitap açısından çok da iyi geçmediğini söylemem gerek, ancak çok şükür ki, okuduğum kitaplar güzeldi :) zaten farkındaysanız hiç düşük not veremiyorum.. öğretmen olsaydım, yaşamıştı öğrencilerim :)


hayırlı bir cuma günü dileğiyle,
hoşça kalın :)

11 Aralık 2011 Pazar

kısa kısa 2011 kitapları - I

aslinda onca emek verilen kitaplari tek bir cümlede yargilamayi cok acimasizca bulup biraz vicdan azabi ceksem de, bu yil okuduklarimi kisaca hatirlayip, bende biraktiklari izleri paylasmak istedim..
elbette hepsi hakkinda cok daha detayli söyleyeceklerim de var, ama uzatmak istemiyor ve kisaca geciyorum efendim :)





1. Aşk - Elif Şafak: çok güzel cümleler ama bir de Şems'le alakalı çok absürd bir kaç şey kaldı aklımda -> 6/10

2. Firarperest - Elif Şafak: denemeler güzeldi, özellikle yazarların dünyasıyla alakalı yazdıklarını ilgiyle okumuştum -> 6/10

3. Eşimin Eşi Yok - Sema Maraşlı: isabetli konular üzerine keyifli hikayeler yazmış sema maraşlı, severek okudum -> 7/10

4. Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz - Sema Maraşlı: bir önceki yorumum bu kitap için de geçerli :) -> 7/10

5. 40 Adımda Muhabbet Olsun - Sema Maraşlı: hikaye değil, 40 tane öneri ve açılımları mevcut kitapta, yine yararlı noktalara değindiğini düşünüyorum -> 7/10

6. Davetçi Eğitimi ve Ahlakı - Abdülhamid Bilali: kesinlikle çok güzel ve faydalı bir kitap, özellikle de islami çalışmalarda bulunan kişiler için göz ardı edilmemesi gereken bir eser  -> 9/10

7. Mein Kleiner Orangenbaum (Şeker Portakalı) - Vasconcelos: işte bu en favori kitaplarımdan :) ikinci okuyuşumu almanca yapmak istedim ve kesinlikle daha çok beğendim :) ->10/10

8. Muz Sesleri - Ece Temelkuran: yine bolca altı çizilecek cümlesi, farklı ve güzel bakış açıları olan bir kitap.. ancak roman tekniği açısından çok da başarılı olmadığını düşünüyorum -> 7/10

eveet.. yilin ilk ceyregine bu kitaplar sigmis.. fotografta Ask kitabinin olmadigini farketmissinizdir, cünkü coskunsel'de misafirliktedir kendileri :) o nasil bulacak bakalim, merak ediyorum..

bir de, su an her kitap icin 'keske sunu da ekleseydim' diye beyin firtinasi yasayip kivraniyorum ama dayaniyor, eklemiyor ve yaziyi bitiriyorum :)

devami haftaya insaallah :)

muhabbet ile..

19 Haziran 2011 Pazar

bu da kıskanmanın faydaları..

geçen perşembe öyle bir şey yaşadım ki, eve varana kadar pek tuhaf bir halde sırıtıyor idim :) ne mi oldu? şimdi şöyle anlatayım: pek değerli welliron çarşamba gecesi sayfasında kitap okumamanın faydaları diye bir yazı yazmış.. şahsen çok beğendim, velakin fena halde de kıskandım, hatta bunu gizlemeyip yorumumda da paylaştım.. welliron yazısında camide 1€'ya satılan kitaplardan bahsetmişti.. kitaplar da öyle alelade kitaplar değil hani.. ali bulaç, ismet özel, imam gazali peyami safa vs. ve aldığı yedi kitaba sadece 7€ vermiş.. şimdi en az 30€'yu gözden çıkarması gereken kitapları bu kadar ucuza kapattığını gören ben ne yapsın? elbette kıskanır.. ama nasıl kıskanmaksa artık, Rabbim merhamet etmiş olacak ki, ertesi gün hiç aklımda yokken bizim buralardaki camiye yolum düşünce, kendimi, elimde 7€ verdiğim 7 kitapla eve giderken buldum ;) 1€'ya kitaplar, hem de camiden, hem de tam yedi tane.. tevafuğun bu kadarı!

bir de bakalım neler almışım, daha doğrusu neler kapışmışım, çünkü o halimi karşılayan tek kelime bu sanırım :)


1. Safahat - Mehmet Akif Ersoy
2. Bilinç ve Eşekleştirilme - Ali Şeriati
3.İslam Toplumuna Doğru - Seyyid Kutub
4. Seyyid Kutub Külliyatı - Risalet ve Peygamberlerin Mücadelesi
5. İnsanın Özgürlük Arayışı - Ali Bulaç
6. İslamiyette İtikadî Mezheplerin Doğuşu - Yaşar Kutluay
7. Dost Kazanmak ve İnsanları Etkileme Sanatı - Dale Carnegie

bu sonuncusunu da  kitaplarım arasındaki çirkin ördek ilan ettim :) zira o tarz kitapları okumayı hiç sevmiyorum aslında.. ancak kitapları inceleyerek almaktan ziyade alelacele kapıştığımdan girivermiş aldıklarımın arasına.. sadece yazarın ismini okumuş ve onu da başka bir yazarla karıştırmış olduğumdan oldu sanırım.. neyse yine de bu kitaba bir şans verir miyim görücez ilerleyen zamanlarda..




 sanırım alabileceğim daha da kitap vardı, fakat beni eniştem almaya geldiğinden daha fazla karıştıramadım.. yarın filan uğrayıp batan geminin mallarından biraz daha istifade etmek lazım:)

muhabbet ile..

not: aşağıdaki eseri tanıyan yok demek :(

8 Mayıs 2011 Pazar

deneme bir-ki-üç..

ay yok, sil yaz olmuyor böyle.. ne zormuş bunca zaman sonra yazmak yahu..  insan nereden başlayacağını şaşırıyor.. şaşırdığıyla kalakalıyor.. en iyisi mi hiç o çabaya girmeyim, bugünümden bahsedeyim :) diğer önemli yenilikler, gerektikçe zaten anılacak zikredilecek..

bugün mutfaktaydım efendim, ablama yardım için kolları sıvadım marifetlerimi döktürdüm.. desem de inanmayın, açma ve makarna salatası yaptım sadece :) ama olsun lezzetliydiler ya, marifet kategorisine girmeye hak kazanıyorlardır heralde :) evet evet heraldesi fazla, kesinlikle öyle :p

misafir faslından sonraysa bu güzel havada evde kitap okumak istemeyip, elimde kitabımla parka doğru gittim.. deryamisal'imin kulakları çınlasın, bir 'okuma gezisi' yaptım ki pek keyifliydi..







gözlerim iyice göremeyene kadar okuyup, içime havanın güzelliğini çeke çeke eve döndüm.. bugünden payıma düşense iskender pala'nın şu güzel cümleleri oldu :

'Bilemezdim ki iyiliğin bilgisine sahip olmayanlara diğer bütün bilgiler zarar verir. Bilemezdim ki bilgi, bilgisizleri acıtır..'
 
'şimdilik' bu kadar ;)
muhabbet ile efendim..

3 Şubat 2011 Perşembe

'ben bükçe konuşmuyorum' diyen bir kadın var mı acaba ?



'kadin dili' hikayesini muhtemelen okuyanlarınız vardir, bir dönem mail olarak epey iletilmişti.. ben de o zaman okumustum ilk olarak zaten..  daha sonradan da bu videoyu görmüstüm.. daha daha sonra da o hikayenin sema maraşlı'nın 'eşimle tanışmayı unutmuşuz' isimli kitabından oldugunu ögrenmis ve sama marasli'nin evlilikle ilgili kitaplariyla da  böyle tanismistim..



hikayeyi ister dinleyin ister netten bulup okuyun, ama lütfen bana sorumun cevabini verin :)) 'ben hic bükce konusmam' diyeniniz var mi merak ediyorum :)

muhabbet ile..


30 Ocak 2011 Pazar

Muhabbet Olsun - Sema Maraşlı


eveeet.. çoktandır okuduğum kitaplarla ilgili yazamıyordum.. nihayet fırsatını bulabildim ve son bitiridiğim kitapla ilgili görüşlerimi yazabiliyorum..

nişanlı bir kız olarak evlilikle ilgili okumalara devam :) 'Muhabbet Olsun' Sema Maraşlı'nın daha çok evli çiftlerin sorunlarına yönelik bir kitabı.. ama sanırım benim yaptığım gibi henüz evlenmeden ve sorunlar oluşmadan okumak da faydalı :)

kitap efsane aşıklar 'Ferhat ile Şirin' in evliliklerinde yaşadıkları sorunlardan dolayı Sema Maraşlı'ya danışmalarıyla başlıyor.. fikrimce tarihe mal olmuş aşıkları böyle yansıtmak biraz acımasızca, ama sanırım Sema Maraşlı böyle yaparak en büyük aşkların bile bu tarz sorunlarla karşılaşabileceğini vurgulamak istiyor.. 

sonrasında yazar 'Muhabbete hizmet gerek' diyerek, muhabbet için her iki tarafın da adım atması gerektiğini söylüyor.. en önemli nokta ise şu: herkes kendi adımlarından sorumlu, karşı tarafın adımları takip edilmeyecek, çünkü bu, beklentikerin oluşmasına neden olur ve adımlar sonuçsuz kalabilir.. yazar her hafta bir adım olmak üzere, önce Şirin'in atacağı 25 adımı, sonra da Ferhat'ın 15 adımını onlarla konuşarak, sohbet havasında bizlere tanıtıyor.. adımların kimi hemen uygulanabilecekken kimisi uzun vadede ancak hayata geçirilebilecek şeyler..

ben kimi zaman yazdıklarını kabullenmekte zorlandım, bazı yorumlarını ilk etapta üstünkörü ve sığ buldum.. ama  biraz düşünüp, etrafımdaki evlilikleri incelediğimde, söylediklerinde genel itibariyle haklı olduğunu kabullenmek zorunda kaldım.. 

yazar, evlilik konusunda sağlam gözlemleri olan ve bu konuda çok dert dinleyen biri olduğundan pratik değeri azımsanmayacak bir kitap çıkarmış ortaya.. ama şunu da unutmamak lazım ki her çiftin ilişkisi biriciktir.. böyle kitaplar farklı bakış açıları kazandırmakta ve karşı tarafı anlamakta ne kadar yardımcı olsa da her tavsiye bizim ilişkimizde işe yarayacak diye birşey yok.. ayrıca tavsiyeleri 'taktik' e dönüştürüp ilişkideki samimiyeti zedelememeye de dikkat etmek lazım diye düşünüyorum..

ve kitaptan bir kaç alıntı:

'Sevmeyi bilen kendi hoşuna gittiği gibi değil, sevdiğinin hoşuna gittiği gibi sevebilendir. Sevmek, sevdiğimiz için içimizden gelmeyen şeyi yapabilmektir'

'Erkekler hatalarını itiraf etmeyi ve özür dilemeyi bir güç kaybı ve zayıflık gibi algıladıkaları için özür dilemekten ve hatalarını kabul etmekten kaçınıyorlar. Oysa erkek, hatasını kabul ettiğinde karısının gözünde yücelir. Kadın için bu sevgi itirafıdır.'

'Düşünmek sevgi demektir.'

'Bence evlilerin evlilik yıldönümü, doğum günü gibi özel günlerinden daha önemlisi özel zamanlarıdır. Bir karı kocanın en özel zamanı günde iki kezdir. Ayrılma ve kavuşma anları. Sabah ve akşam. Bu vakitlerde gösterilecek güleryüz çok önemlidir.'

çok basit ve akıcı bir dille yazılmış, her bölümde fıkra ve nüktelerle desteklenmiş bu kitap çok çabuk okunuyor.. bu tarz kitapları okumayı seviyorsanız tavsiyemdir efendim ;)

muhabbet ile..



15 Ocak 2011 Cumartesi

"Haydi Bir Dost da Sen Hediye Et!" etkinlik hediyeme kavustum !

evet iki ay  kadar öncesinde katildigim etkinligin hediyeleri sevdicegin gelmesiyle birlikte, surada bahsettigim cetrefilli yolculuktan sonra nihayet elime ulasmis oldu :) ulasir ulasmaz da ben elis safak'in ask kitabinin satirlarinda kaybolmaya basladim bile.. akici bir anlatim, etkileyici cümleler ve zengin bir dil ile Elif Safak beni simdiden büyüledi diyebilirim..

 vesselam blog'unun sahibesi sevgili Melek'in bir yerine üc tane kitap hediye göndermis olmasi cok hos bir incelikti dogrusu..




Melek her kitabin kapagina ayri ayri güzel notlar da yazmis :)



bir de benim cok deger verdigim bir alim olan Mustafa Islamoglu'ndan cok veciz bir tespiti de not olarak eklemis paketine.. Söyle diyor Islamoglu:

"Paris'i, Londra'yi, Berlin'i
New York'u, Pekin'i, Cin Seddi'ni,
Görmeden ölmak kayip degildir;
Asil kayip Allah'in bir ayetini fark etmeden ölmektir."

Sevgili Melek'e beni cok mutlu eden hediyeleri icin burdan tekrar cok tesekkür ediyorum :) bir tesekkür de bu güzel etkinligi düzenleyen sevgili Lam-i Tarif'e.. 

muhabbet ile..


24 Kasım 2010 Çarşamba

Kayıp Gül - Serdar Özkan

okuduğum kitaplarla ilgili düsüncelerimi paylasmayi seviyorum.. hakkında yazdığım zaman bir kitabı kolay kolay unutmuyorum.. sanki kitabın bana kattıkları, düşündürdükleri daha bir oturuyor zihnimde.. blog'a yazmanın güzel tarafı ise paylaşım tabii ki.. aynı konuda belki farklı yorumlar duymak, görmediğimin gösterilmesi güzel bir şey..

şu an hakkında yazmak istediğim kitap, yanda gördüğünüz üzere 'Kayıp Gül'.. bir arkadaşımın rafında görüp kapağının cazibesine kapılmıştım ( o kitapta yan taraftakindeki gibi beyaz bir blok yok).. her ne kadar 'uluslararası bestseller' ifadesine şüpheci baktıysam da bir okumak lazım diyerek ödünç aldım.. kapaktan ve 'bestseller' ifadesinden sonra dikkati cekense kitabın arkasına, önüne yani müsait görülen her yere beklentiyi yükselten bir sürü olumlu yorum yazılmış olmasi.. almanya'daki kitaplarda bu yillardir yapiliyor.. arka kapakta 2-3 lafina sözüne itibar edilen kisi veya gazete-derginin olumlu eletirisine yer veriliyor.. ama abartmayi seven bizim milletimiz bu konuda da vurmakla kalmayip öldürüyor.. 2-3 sayfa övgü dolu sözler, hepsini pespese okuyunca zannedersiniz ki dünyanin en önemli kitabini elinizde tutuyorsunuz.. daha önce okudugum 'Bir Gün' isimli kitaptada bu böyleydi, 'Kayip Gül'de de öyle.. haliyle bu kadar övgü dolu sözlerden sonra sizin de beklentiniz yükseliyor.. ve maalesef cok satsin diye yerlestirilen onca övücü yorumlardan sebep, sonuc hayal kirikligi oluyor.. bu yüzden sevgili yayinevleri, illa ki yapacaksaniz bu isi bir iki degerli yoruma yer verin yeter, gerisini okuyucuya birakin lütfen!!

gelelim kitap hakkinda söylemek istediklerime.. kayip gül, akici bir üslupla yazilmis ve cabucak bitiyor.. kitapta cevresinin etkisinde kalan ve zamanla artik kendini kendisi yapanin cevresi ve popülaritesi olduguna inanan ve onlarin beklentilerine göre yasamaya baslayan bir genc kizin 'kendini bulma' süreci anlatiliyor.. bu sürecte en büyük rolü annesi oynarken, gül bahcesine yolculuk ve dinledigi hikayeler de bu yolculuguna ivme kazandiriyor..

Kayip Gül'ü kiyaslandigi kitaplarin (Kücük Prens ve Simyaci'nin) cizgisinde ve hatta onlarin etkisinde diye nitelendirebiliriz.. ama onlarla boy ölcüsecek bir yetkinlige sahip oldugunu düsünmüyorum.. evet konusu güzel, güzel bir hikaye icinde de anlatilmis verilmek istenen mesaj.. ama yeterince ustaca islenememis.. birazdan paylasacagim güzel cümleler ve ifadeler mevcut olsa da, daha carpici ve vurucu olmaliydi 'kendini bulan' bir insanin öyküsü.. bu yönüyle beklentisi ve citasi yüksek okuyucuyu tatmin etmeye yetmedigini düsünüyorum ve kitap hakkindaki okudugum diger yorumlardan da bunu cikariyorum.. ama cok fazla okumayan, belki okumaya yeni baslayanlar begenerek okuyabilir.. hatta onlara tavsiye edilir..

kitap bana ait olmadiginda altini cizemedigim bir kac cümeyi de paylasmak isterim buradan :)

* kendini özel hissetmek icin ihtiyacin olan tek sey kendinsin.

* (pervanenin) isiga dogru telasla kanat cirpmasi, onu cepecevre kusatan losluga bir isyandi sanki. belirsizlige isyandi. isikta eriyip gitmeyi bir ömür boyu karanlikta ucmaya tercih etmisti o.
  

* görmek icin sadece gözlerimi kullansaydim, kaybolurdum karanlik dünyanizda.
 
* resim yapiyordum zaten, sorun zamansizlik degildi. sorun yaptigim her yeni resmin bir öncekini aratiyor olmasiydi. sonucta, ben de her ressam gibi, tuvale icimi boyuyorum. bu boyanin her gecen gün solgunlastigini fark etmeye baslamistim. eski renklerim icin ayrilmak zorundaydim kisacasi.


* "sonunda kendimden baska bir sey icin sevilerek cezalandirilmak istemiyorum"
   "ne? kim kimi neden seviyor ve kimi cezalandiriyor?"
   "eger benden harvard'da okudugum icin hoslanacaksa, hic hoslanmasin daha iyi. ben egitimim   

    degilim cünkü. zekam degilim, iliskilerim degilim, isim degilim. bunlarin toplami da degilim."
   "kim oldugunu biliyor musun peki?"
  "ben sadece.. ben sadece benim."

* kimi insanlar tanri'nin gündelik meselelerimizle ilgilenmeyecek kadar büyük ve yüce olduguna inanirlar. oysa O büyük ve yüce oldugu icin bizim en kücük meselelerimizle dahi ilgilenir.


bir kitap degerlendirmemin daha sonuna geldigim bu yazida türkce karakterler kullanamadigimdan dolayi özür diliyorum.. maalesef laptobumun kablosu bozuldu ve artik acamiyorum.. onun bir hal caresine bakana kadar üniversiteden giricem internete.. burdaki ayarlari düzeltebilirsem belki  yine türkce karakter kullanabilirim.. bakalim, olur insaallah :)

mutlu günler efendim :)

not: coskunsel'im bu kitaptaki alintilar da bana geri pasladigin mime cevap olsun :)))

not2: bu kitap icin sevgili deryamisal'in kitap fotograflarindan esinlenip, hatta  "aaa, benim de elimde güzelim makinam var neden internetteki basmakalip fotolari kullaniyorum ki" deyip, annemin "ne yapiyorsun seeennn??" bakislari altinda kitabin etrafinda dört dönerek bir kac kare cekmistim.. ama hepsi acamadigim laptobumda ve de bulamadigim flash bellegimde kaldi :( yani ben yine netteki basmakalip fotolara kaldim :( insaallah bir daha ki sefere kendi fotograflarimla..

18 Kasım 2010 Perşembe

nihayet kitap içerikli bir mim..

hani şu kitaplığın karşısına geçip, gözlerini kapatıp bir kitabı seçip 55.sayfasından bir paragraf paylaşılan bir mim vardı ya.. çok bekledim onu, gözüm mim postlarında kaldı acaba biri mimler mi diye ama gelmedi.. hatta bi ara yüzsüzlük yapıp kimse mimlemeden yazmayı bile düşünmüştüm :) neyse ki ona gerek kalmadan sevgili  sakar hafiye beni kitap içerikli başka bir konuyla mimledi de öyle birşeye girişmek zorunda kalmadım :) şimdiki mimde kitap seçimi  tercihimize bırakılıp beğendiğimiz bir cümleyi paylaşmamız isteniyor bizden.. ben de şu anda okuduğum ve içinde bir sürü beğendiğim cümle bulunan 'Kıl Beni Ey Namaz' kitabından bir cümle paylaşıcam inşaallah..


'Gösterişsiz bir yöne dönersin yüzünü; ışıktan yolları yoktur şehrin kıblesinin ama ışıldatır'

ben de bu güzel mim'i bloglarını severek takip ettiğim;
ve tedirginruhcikolatacisi ' na gönderiyorum..

8 Kasım 2010 Pazartesi

kitap.. hediye.. etkinlik..




hem hediyeleşmeyi  hem de kitapları çok seven biri olarak ben bu etkinlikte varım.. eğer sizler de katılmak isterseniz sizi de şöyle alalım:

http://lamitarif.blogspot.com/2010/11/haydi-bir-dost-da-sen-hediye-et.html#comments

29 Ekim 2010 Cuma

İslam'da Evlilik ve Aile Hayatı - İmam Gazali

elimdeki bu kitabı okuyup bitireli epeyce bir süre oldu ama hakkında yazmaya ancak fırsat bulabiliyorum..

herşeyden önce şaşkınım.. çünkü ben imam-hatip lisesi mezunuyum, ve aslına bakarsanız şimdiye kadar hayatmın her döneminde dini mevzularla içiçe oldum.. buna rağmen kitabı okurken, İmam Gazali gibi büyük bir İslam aliminin yazdığı bu eserin kimi kısımlarına o kadar yabancı hissettim ki kendimi, sorgulamak zorunda kaldım birçok şeyi..

evliliğe fazilet ve ibadet penceresinden bakan zatlar, ölüm döşeğinde dahi olsa rablerinin huzuruna nikahsız gitmemek için nikahlanmak isteyecek olan Allah dostları ve daha bir kaç şey.. aklım almıyor.. kendime bakıyorum, onlara bakıyorum.. dağlar ne ki arada evrenler kadar fark var neredeyse..

algımız, bakış açımız ne kadar da değişmiş diye düşünüyorum.. tamam alim zatlar gibi yaşayamayız elbette, ama yaptıklarını duyunca garip de gelmemeli insana.. takdir ve hayranlık hisleriyle bakabilmeli, şaşırmamalıyız.. ama belki de sadece bende böyle olmuştur.. belki sadece benim bakış açımda bir zayıflık var.. belki başka okuyucular hiç şaşırmamıştır okurken.. bilmiyorum..

kitabı yine de tavsiye ediyorum tabii ki.. ama tek başına yeterli bilgi vermiyor.. daha güncel ve daha geniş kapsamlı kitapları da okumak lazım.. ben de tavsiyelere açığım bu konuda.. önerilerinizi okumaktan memnuniyet duyarım.. 

muhabbet ile efendim..

18 Ekim 2010 Pazartesi

Bir Gün - David Nicholls


'Ah, Tanrım! Korkarım ki umduğumu bulamadım!!!'

kitabı daralmış bir ruh hali içinde bitirip kenara koyduğumda tam da bu cümleyi kurdum işte..

öncelikle, bana yukarıdaki cümleyi kurdurtmaya vesile olan tercüme sağolsun,  türkçe dublajlı amerikan filmelerindeki hiç sevmediğim o sesler ve berbat vurgu ve tonlamaları, sık sık kulağımda çınladı, beni de epey bir bunalttı.. merak ediyorum acaba almancasını okusam almanca dublaj mı çınlardı kulağımda????

kitap reklamında çok abartılmış, bu kadar çok övülünce ister istemez beklentileriniz yükseliyor, ve okuyunca   -ben de olduğu gibi- umduğunuzu bulamayabiliyorsunuz . mesela kitabın kapağında 'enfes bir aşk hikayesi' yazıyor, ama ben kitapta aşk bile göremedim.. başka bir şeydi o, aşk diyemem.. bizim kültürümüzle yetişen hiçbir kimsenin de diyeceğini zannetmiyorum..

çok gerçekçi bir romandı.. hayranlık uyandıracak olağanüstü hiçbir şey yoktu.. karakterleri çok güzel anlatmış, o kadar ki, ileride mutlaka hatırlayacağımı düşünüyorum.. yani gerçek hayatta benzer davranışlar gördüğümde 'aynı Dex' veya 'tıpkı Em' derim muhtemelen..

dikkatimi çeken bir diğer şeyse, yazar duygusallıktan sanki bilerek uzak durmuş.. o kadar çok fırsat vardı ki, duyguları harekete geçirip, okuyucuyu gözyaşına boğacak.. ama o abartılı ve ağdalı bir dilden sanki özellikle kaçmış ve öyle basit anlatmış ki zaman zaman hayret ediyorsunuz..

kitap bir yorumda dediği gibi 'iyi bir sosyal ingiliz romanı', iki kişinin hayatının çevresinde dönen.. çok fazla gerçekçi ve bence iç karatıcı da olan.. enfes bir aşk hikayesi beklemeden, kitaba bu açıdan bakılırsa, hayal kırıklığına uğramadan beğenerek okunabilinir..

muhabbet ile..

8 Ekim 2010 Cuma

yeni kitaplarım..


yeni kitaplarımın paketini bir heyecanla açalı bir haftayı geçmesine rağmen hala hiçbirini okuyamadım.. sınavlarım bitsin, kitaplara bir dalarsam dersleri aksatırım diye başlamadım önce.. şimdiyse katıldığım eğitim kursu için okumam gereken 'Tarih Şuuru' nu okuduğumdan ertelemek zorundayım.. o bittiği anda soluklarımı 'Bir Gün' isimli kitapta alacağım..

kitap dünyasını kitapyurdu.com'dan takip eden ben, Bir Gün kitabını da onun reklamlarından tanıdım.. tanıtımında çok övücü cümleler kurulunca dikkatimi çekti.. okuyucu yorumlarına da bir göz attım.. beğenenler vardı ama beğenmeyenlerin de sayısı azımsanacak gibi değildi.. kitabın konusu da aşk olunca, okuyup kendim görmek istedim o övgüleri hak edip etmediğini ve siparişime ekledim..

Islam'da Evlilik ve Aile Hayatı ise evlilikle ilgili aldığım ilk kitap.. nişanlı bir kız olarak artık yavaş yavaş öğrenmek lazım galiba :) İmam Gazali bu incecik kitabında kısa kısa tüm önemli şeylere değinmiş.. bi bu kitabı birazcık okudum, daha doğrusu sevgili nişanlımla okuduk.. birbirimize karşı görevlerimizi titizlikle inceledik ve öyle yorumlarda bulunduk ki zaman zaman çok güldük.. çok eğlenceli oluyor tavsiye ederim :)

iki darbe arasında ise gerek yazarından, gerekse gündemdeki olaylardan dolayı merak ettiğim bir kitaptı.. kıtapyurdu.eu' da 1€ a indirimde olmasıyla birlikte toptan bir sipariş vermiş oldum..

kitapları en kısa zamanda okuyup, görüşlerimi bir an evvel yazmak istiyorum :)

muhabbet ile..