huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2011 Çarşamba

evliliğe doğru..


sonsuz bir huzur ve güvenle örülmüş bir aşkla ötelere yolculuk etmek.. evimizi ve her şeyimizi dünyaya bağlanma sebebi olmaktan çıkarıp, yolculuğumuzun bir parçası olmaktan öteye geçirmemek.. ve O'nun nihai rızasına ulaşmak için hayatı birlikte okumak, yoldaki işaretleri farketmek..

takriben 4 yıl önce onun için aldığım ilk doğum günü kartında bu hislerimi yansıtmaya çalışmıştım.. şimdi tam 4 ay kaldı, yolculuğa aynı çatı altında yan yana devam etmeye.. isteklerim, hissettiklerim halen aynıyken şimdi çok, çok daha yoğun.. içim şükranla dolu, yüreğim heyecan.. onun sevgisi bana her daim öteleri hatırlatan ve bu dünyayı bir nevi cennete dönüştüren muhteşem bir güzellik.. ve ben bunu hak edecek ne yaptığımı merak ederken, hamd, şükür ve duayı gönlümden ve dilimden eksik etmemeye çalışıyorum..

siz de bizden duanızı eksik etmeyin, olur mu?

muhabbet ile..

11 Kasım 2011 Cuma

bu kayıt düşünce..

.. kumanda panelinize, ne yazmış cherryblossom diye geldiniz ya sayfaya, söyleyecek çok birşeyim yok aslında.. sadece Rabbimizin bizi nedenli büyük nimetlerle donattığını bir kez daha hatırlamak ve hatırlatmak istedim.. güzel bir sonbahar akşamı, elimde sıcacık kahve.. pencereden süzülen ikindi güneşi, dışarı her baktığımda rengarenk yapraklar.. yanımda olamasalarda içimi ısıtan sevdiklerim.. her ışık vuruşunda bambaşka bir güzelliğe bürünen zambak çiçeğim.. ve yazmaya niyetlensem listenin sonu gelmeyecek mutluluk sebeplerim..


hangi kelime, hangi duygu, hangi davranışla böylesi güzelliklerin, şükrünü eda edebiliriz? bunları bize lutfetmişse Yaradan, daha ne için sızlanmaya hakkımız olabilir? üstelik nimetler içinde yüzerken şükretmeyi unutup başka şeyler için nasıl tasalanmaya kalkabiliriz ki? 

hem hepsi bir tarafa,

'hiç sebepsiz beraberliğine seçtiği biz, hamd etmek için Allah'tan başka ne isteriz ki? hiç yoktan bizi 'şah damarından daha yakın'lığına layık görmüşse Allah, biz şimdi neyimizi eksik biliriz ki?
yoksa Allah bize yeter değil mi?'*

her anımızın hamdle, şükürle dopdolu geçmesi duasıyla, cumamız mübarek olsun..

*Canla Ba(ğı)şla, Senai Demirci


8 Haziran 2011 Çarşamba

huzur..

an itibariyle ruhum öyle sıkılmış bir halde ki, güzel şeyler hatırlayıp ferahlama ihtiyacındayım.. çok uzağa değil bir hafta öncesine gidiyorum.. kocaman bir günü sevgili nişanlımla birlikte geçirdiğimiz güne.. kahvaltıya buluşup tüm günü huzurla geçirdiğimiz tatil gününe..

bütün gün sadece ye, iç dolaş olmuyor tabii.. güzel bir parka oturup yeşillikler içinde risale okuyalım istemiştik.. güzel fikir.. ancak etrafta yeşil alan çok olmasına rağmen, sıcak havalardan dolayı 'gözümüze haram değmeden' bu fikri gerçekleştirebileceğimiz bir park bulmak neredeyse imkansız.. bildiğimiz bütün parkları düşünüp, çaresiz hepsinde aynı manzarayı bulacağımıza karar verirken, 'atlayalım trene, gidelim şu Treysa'ya, belki birşeyler buluruz' dedik..

yol boyunca lem'alar 'ı okuduk ve geldik Treysa'ya.. epeyce ufak bir yermiş burası.. tren istasyonundan çıkıp, ayaklarımızın götürdüğü yere doğru gittik..  sakin sokaklar, arnavut kaldırımlar.. derken birdenbire kendimizi yemyeşil ve de bomboş bir parkın içinde buluverdik :) sanki bizim için tahsis edilmiş gibiydi, öyle huzur vericiydi ki anlatamam.. tam da bir tane bankı vardı.. Marburg'da aradığımızı Treysa'da bulmuştuk, çocukların neşesi neydi ki bizimkinin yanında :) bankımıza oturup kaldığımız yerden devam ettik..  okuduklarımız öyle etkileyiciydi ki, adı gibi, her bir satırı ışık saçan bir parıltı adeta..

Hz.Eyyub'un duasını yazıyor ve diyor ki : 'Hz.Eyyub'un (a.s) zahiri yara hastalıklarının mukabili, bizim batıni ve ruhi ve kalbi hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hz.Eyyub'dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar.'

SübhanAllah.. bu ne müthiş bir tespittir.. bu ne vurucu bir ifadedir.. insan kendi ruhuna bu gözle bakıp, tüm hastalıklarının göze görünme ihtimalini düşündüğü zaman ve bu hastalıkların hayat-ı ebediyesini ne denli etkilediğinin farkına vardığı an korku içinde ürpermemesi elde değil..

işte bu yüzden, Hz. Eyyub'un  'Rabbim bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin' duasını yapmaya ziyadesiyle muhtacız..
 hatta üstadın o güzide üslubuyla: 'O münacat-ı Eyyubiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.'

o güzel günden en büyük kazancım bu dua ve bu bakış açısı oldu.. Merhametlilerin en Merhametlisi duamızı kabul buyurur inşaallah..

tren saati yaklaşıp kalktığımızda artık park bizim parkımızdı, bank da bizim bankımız :) bundan sonra dışarda birşeyler okumak istediğimizde trene atlayıp doğruca parkımıza gelicez inşaallah.. 

muhabbet ile..

not: Marburg, üniversiteyi okuduğumuz şehir, Treysa da yakınlarda ufak bir şehir. o gün Treysa'ya ilk gidişimizdi, ancak son olmayacak inşaallah ;)