alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2011 Çarşamba

özel cins almanlar..

öyle ilginçler ki, bakın anlatıcam şimdi siz de bana hak vereceksiniz.. iş ortamlarında ve kurumlarda bazı özel cins insanlara rastlanıyor ki bunlar keyfine göre karşısındakine kaba davranmayı sever, işi yokuşa sürer.. hele iş ortamındaysan ve senin de üstünse, fırsat buldukça azarlar, bağırır.. bir de bağırmadan sessiz sessiz laf sokanları da mevcut bu grubun.. sen bu yaptıklarını sineye çekip nazik davranmaya devam ettikçe de aynen devam ederler.. ama ne zaman ki 'yeter!' diyerek bir çıkış yaparsınız, tavrınızı net bir şekilde ortaya koyup cevabını fazlasıyla verirsiniz, anında muma döndüklerine şahit olursunuz.. sonrasında bir nezaket, bir yumuşaklık sormayın gitsin.. sanki evrim geçiriyorlar paparayı yedikten sonra.. anlayabilen varsa gelsin beri..

konuyla ilgili aklıma bir de fıkra geldi, gerçi fıkrada gülme sebebi türkler, ama almanların bu 'sertliği kaale alan' tavırlarıyla ilgili de bir tespit barındırıyor.. onu alıntılayıp, kaçıyorum ben :)



Türk kafile bir uçakta yurt dışına gidiyormus. Pilot aniden hostesleri çağırmış ...ve demişki: ''Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!

'Tabii böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor. Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:

'Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonların araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!' Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmiş ve atlamış;

Sonra hostes Ingilizlere yönelmiş:
'Sayın yolcularımız şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!' Bütün Ingilizler hevesle atlamiş;

Sıra Fransızlara gelmiş hostes: 'Bayanlar baylar, afedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim' demiş Fransızlar: 'tabi, mersi!' demis ve sırayla atlamışlar... !

Hostes bu kez Almanlara yönelmiş: 'Laaaan! atlayın çabuk aşağı!' diye bağırmış Alman kafile 'heil' demiş ve atlamış

Veee sıra gelmis Türklereee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak : 'Siz var ya... buradan hayatta atlayamazsınız!! 

muhabbet ile..

not: yazım sakın almanlara karşı bir karalama yazısı olarak algılanmasın.. sadece bu ilginç özellikleri dikkatimi çekti ve yazdım :)

11 Kasım 2011 Cuma

bu kayıt düşünce..

.. kumanda panelinize, ne yazmış cherryblossom diye geldiniz ya sayfaya, söyleyecek çok birşeyim yok aslında.. sadece Rabbimizin bizi nedenli büyük nimetlerle donattığını bir kez daha hatırlamak ve hatırlatmak istedim.. güzel bir sonbahar akşamı, elimde sıcacık kahve.. pencereden süzülen ikindi güneşi, dışarı her baktığımda rengarenk yapraklar.. yanımda olamasalarda içimi ısıtan sevdiklerim.. her ışık vuruşunda bambaşka bir güzelliğe bürünen zambak çiçeğim.. ve yazmaya niyetlensem listenin sonu gelmeyecek mutluluk sebeplerim..


hangi kelime, hangi duygu, hangi davranışla böylesi güzelliklerin, şükrünü eda edebiliriz? bunları bize lutfetmişse Yaradan, daha ne için sızlanmaya hakkımız olabilir? üstelik nimetler içinde yüzerken şükretmeyi unutup başka şeyler için nasıl tasalanmaya kalkabiliriz ki? 

hem hepsi bir tarafa,

'hiç sebepsiz beraberliğine seçtiği biz, hamd etmek için Allah'tan başka ne isteriz ki? hiç yoktan bizi 'şah damarından daha yakın'lığına layık görmüşse Allah, biz şimdi neyimizi eksik biliriz ki?
yoksa Allah bize yeter değil mi?'*

her anımızın hamdle, şükürle dopdolu geçmesi duasıyla, cumamız mübarek olsun..

*Canla Ba(ğı)şla, Senai Demirci


7 Ekim 2011 Cuma

ya-habibi how can i do it :)


nasil güldüm, nasil güldüm bir bilseniz :)
buyrun siz de gülün =)


 

bol tebessümlü bir hafta sonu olsun herkese..
muhabbet ile :)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

cenneti bu dünyada istemek..

geçenlerde Burcu'nun blogunda denk geldiğim ve paylaşmak istediğim bir söz var:

"Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı." Alfred D. Souza


bir çoğumuz tıpkı, onun gibi düşünüyoruz değil mi? oysa ki gerçek hayat dediğimiz şeyi isterken cenneti bu dünyada düşlüyoruz farkında olmadan.. ama hayat engelleriyle, borçlarıyla tüm sıkıntılarıyla burada, bu dünyada.. gerçek hayat ise Ahirette.. onun ne kadar güzel veya acı olacağı ise tamamen bizim elimizde..

Allah yar ve yardımcımız olsun..

10 Mayıs 2011 Salı

çaba

Çaba ancak acı vermeye başladığında çabadır. 
J. Ortega y Gasset
 eğer böyleyse -ki öyle- en son ne için çaba sarfettiğimi hatırlamıyorum bile.. maalesef..

2 Şubat 2011 Çarşamba

bunu söyleyen cocuk en fazla 10 yasında..

“Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar, o size adınızı söylediği zaman "benim ne güzel adım var" diye düşünürsünüz...”

ne kadar masum, ne kadar doğal ve ne kadar da haklı..

25 Aralık 2010 Cumartesi

ne de güzel söylemiş..


"Hayatımda biri yok, Birinde hayatım var" diyebilmektir aşk.
Can Dündar

16 Aralık 2010 Perşembe

kalbin kilitleri..


Kilitler türlü türlüdür. Dünya sevgisi, dünyayi ahiretten üstün tutmak bir kilittir. Ölümü unutmak bir kilittir. Kur'an'i terk etmek bir kilittir.. Allah'i az zikretmek bir kilittir. Nefis muhasebesi hususunda zayif davranmak bir kilittir. Sadaka vermeyi terk etmek bir kilittir. Bildigiyle amel etmemek bir kilittir. Gaflet ehliyle cokca oturup kalkmak bir kilittir. Vakti yararsiz islerde harcamak bir kilittir. Farzlari eda etmemek bir kilittir. Baskalarina zulmetmek bir kilittir. Nafile ibedetlerini yerine getirmeyi aliskanlik haline getirmemis olmak bir kilittir. Bütün günahlar birer kilittirler. Kilitler türlü türlüdür. Sekil ve hacimleri farklidir. ama hapsi de ayni islevi görür.

'Kalbin Allah'in sözlerini düsünüp anlamasini engellemek..'

diyor Abdülhamid Bilali 'Davetcinin Egitmi ve Ahlaki' kitabinda..

ruhsuz namazlarimizin, 2 dakikada yerini dünya düsüncelerine birakan tefekkürlerimizin, hic üzerimize alinmadigimiz Kur'an okumalarimizin carpici bir aciklamasi degil midir bu?

merak ediyorum isittigimiz bir hakikat kac kilidi asarak kalbimize ulasabilir? ya da kacinci kilitte tökezleyip kalir yari yolda?

ve herseyden önemlisi kilit üstüne kilit vurdugumuz bu kalbi kurtarmak icin bir isik var mi acaba?

10 Kasım 2010 Çarşamba

yolculara..

 İki dünya huzuru için eller havaya!

Bir koridorda yürüyorsun. Böyle geniş, uzun bir koridor. İki yanında bir sürü kapı var ama senin rota belli, dümdüz ilerleyeceksin. Amma ve lakin kapılar öyle bir süslü, öyle albenili ki bakıp geçemiyorsun. Birini deneyeyim deyip dalıyorsun içeri. Veee eğlence, şamata, gırgır. Düz bir koridorda yürümekten daha güzelmiş valla! Ama yürümen de şart, n'apacaksın? Her ikisini de yaparım diyorsun. Kapıları tek tek açar, bakar, dener, sonra yoluma devam ederim. Ama zaman geçiyor ve sen olman gereken noktanın çok gerisinde bitiriyorsun sana verilen süreyi. Ya evet, süre sınırı da varmış meğer!

Şimdi insansan o kapılardan bazılarını deneyeceksin yol boyunca. Merak sırf kedilere özgü bi özellik değil malum. O vakit, gözlerini kapayıp yoluna devam edenleri kutluyor, benim gibi kapıların cazibesine kolayca kapılanları ise bir durup düşünmeye davet ediyorum. Yada ben düşündüm, siz sadece dinleyip kafa sallayın:


Pek sevgili kader arkadaşlarım! Bazı kapıları denememiz lazım, yoksa "yürümüyorum be!" deyip olduğumuz yere çökmemiz an meselesi! (Ki biz buna isyan diyoruz liti-lütü'de.) Kapıyı yoklarsak açıyoruz, onu anladık! E tamamen ortadan da kaldıramıyoruz. O halde yaldızı bol, değeri düşük olanların; duvarı balyozla kırılmak suretiyle illegal yoldan açılmış olanların; ve de içinde faydalı bir tek tuğlası olmayanların çarşamba pazarından alınmış pazen perdelerle örtülmesini teklif ediyorum. Kabul edenler? Ben! Kabul edilmiştir.


sevgili derya'nin deryamisal isimli blog'undan alintidir..

gercekten cok ama cok begendim.. cok güzel bir benzetme ve özet olmus.. bir tek ekleme yapmak istiyorum sadece..

sükür ki bizler düz bir koridorda yürümüyoruz benzetmeden farkli olarak.. cünkü aslinda bizim yürüdügümüz yol, düz bir koridora kiyasla ne güzelliklerle, ne derinliklerle dolu görmek isteyene..  sıkıcı degil bizim yolumuz.. hatta bu yolun lezzetini duyana zamanla kapilarin ardindaki eglenceler bile daha az cazip görünmeye baslar.. cünkü yolun sonundaki güzelliklerin numuneleridir onlar yalnizca..

ah deryacim, tekrar söylüyorum gercekten cok begendim yazini.. bu aralar sık sık aklima gelen bir konuydu bu.. yazmak istesem senin kadar güzel yazamazdim.. o yüzden sayfama eklemek istedim.. insaallah sorun yoktur senin acindan (sana ulasmak icin elimde bir irtibat bilgin olmadigindan yayinlamadan soramadim)..

yaziyi sayfasinda okumak icin :

http://deryamisal.blogspot.com/2010/09/iki-dunya-huzuru-icin-eller-havaya.html

muhabbet ile efendim..

5 Ekim 2010 Salı

ilk cümleler...

genç bir insanın ani ölümünü ve düşündürdüklerini yazmak istemiştim ilk olarak.. fırsat bulup yazana kadar üzerinden zaman geldi geçti.. derken, Islam aleminin ayrı ayrı günlerde bayram yapmasının üzüntüsünü paylaşmak istedim bu sayfalardan, o da o hengamede ve akabindeki sınav telaşesinde kayboldu gitti.. daha sonra, çok güzel bir günde yeğenlerle birlikte gittiğimiz bahçemizdeki patates toplama maceramızı fotoğraflarıyla birlikte eklemek istedim.. ama ona da nasip olmadı bu sayfanın siftahını yapmak..

açılışı yapmak ve ilk olmak isteklerimi, arzularımı en güzel ifade edenlerden biri olan aşağıdaki duaya nasip oldu.. kabul olur inşaallah..


ALLAH’ım lütfet ki,
Gittiğimiz her yere barış götürebilelim,
Bölücü değil, bağdaştırıcı, birleştirici olabilelim.
Nefret olan yere sevgi,
Yaralanma olan yere affedicilik,
Kuşku olan yere, inanç,
Ümitsizlik olan yere ümit,
Karanlık olan yere aydınlık,
Üzüntü olan yere sevinç saçıcı olmayı
Bize lütfet ya Rabbi...

Kusurları gören değil, kusurları örtenlerden;
Teselli arayanlardan değil, teselli verenlerden;
Anlayış bekleyenlerden değil, anlayış gösterenlerden;
Yalnız sevilmeyi isteyenlerden değil, sevenlerden olmamıza yardım et.

Yağmur gibi;
Hiçbir şey ayırd etmeyip,
Aktığı her yere canlılık bahşedenlerden;
Güneş gibi;
Hiçbir şey ayırd etmeyip,
Işığıyla tüm varlıkları aydınlatanlardan;
Toprak gibi
Her şey üstüne bastığı halde,
Hiçbir şeyini esirgemeyip,
Nimetlerini herkese verenlerden olmayı
Bize lütfet...

Alan ellerin değil, veren ellerin;
Affedici olduğu için affedilenlerin;
Hak ile doğan, hak ile yaşayan, hak ile ölenlerden,
Sonsuz hayatta yeniden doğanların safına katılmayı
Bizlere nasip eyle...


amin..